ÖKC-2

2014-11-17 23:35:00

VIII- BÜTÜN SATIŞLARINDA FATURA DÜZENLEYEN MÜKELLEFLERİN ÖKC KULLANMA MECBURİYETİ Bütün satışları Vergi Usul Kanunu’nun 232’nci maddesinde 5 bent halinde sayılanlara olan veya her bir satışının bedeli fatura düzenlenmesi için belirlenen haddi aşan mükelleflerin ödeme kaydedici cihaz kullanma mecburiyeti bulunmamaktadır. Ancak, Vergi Usul Kanunu’nun 232’nci maddesinde 5 bent halinde sayılanlar dışındakilere bedeli fatura düzenlenmesi için belirlenen haddi aşmayan satışları olanların ise ödeme kaydedici cihaz kullanma mecburiyetleri bulunmaktadır. IX- ELEKTRİK ENERJİSİ OLMAYAN İŞ YERLERİNDE ÖKC KULLANMA ZORUNLULUĞU 173 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nin C/4-b bölümünde, ödeme kaydedici cihaz kullanma mecburiyetinde bulunan mükelleflerden işyerleri elektrik şebekesinin tesis edilmediği yerlerde veya elektrik şebekesi tesis edilmekle birlikte geçici elektrik kesintisinin olduğu zamanlarda mükelleflerin ödeme kaydedici cihaz kullanmalarının fiilen imkânsız olması hallerinde, bu faaliyetlerini, ödeme kaydedici cihaz kullanmadan Vergi Usul Kanunu’nun 232’nci ve 233’üncü madde hükümlerine göre fatura veya perakende satış fişi ile belgelendirebilecekleri açıklanmıştır. Buna göre, mükelleflerin işyerlerine kendi imkanlarıyla elektrik alabilmelerinin fiilen veya kanunen mümkün bulunmaması, bu durumun ilgili kurumlardan (Elektrik kurumu, belediye vb.) alınacak yazılarla belgelenmesi ve vergi dairesince yerinde yaptırılacak yoklama ile tespit edilmesi şartıyla, mükelleflerin bahse konu işyerlerindeki satışlarını ödeme kaydedici cihazı almadan Vergi Usul Kanunu’na göre düzenleyecekleri fatura veya perakende satış fişi ile belgelendirmeleri gerekmektedir. Mükelleflerin kendi imkânları... Devamı

ÖKC LEVHA

2014-11-17 23:33:00

YOKLAMA SONUCU BEKLENİLMEKSİZİN ÖKC İZİN YAZISI VE ÖKC LEVHASI VERİLMESİ A- Mükellefiyet Tesis İşlemlerinde Yoklama Sonucu Beklenilmeksizin ÖKC Alınmasına İlişkin İzin Belgesi: 1999/4 Seri No’lu Uygulama İç Genelgesi’nde yapılan açıklamalara istinaden serbest muhasebeci veya serbest muhasebeci mali müşavirler tarafından imzalanan işe başlama bildirimleri üzerine vergi dairelerince yapılacak yoklama sonucu beklenilmeksizin mükellefiyet tesis işlemleri yapılabileceğinden, ödeme kaydedici cihaz alınmasına ilişkin izin yazısı yoklama sonucu beklenilmeksizin verilebilecektir. B- Şube Açılışlarında Yoklama Sonucu Beklenilmeksizin ÖKC Alınmasına İlişkin İzin Belgesi: Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında 3100 sayılı Kanunun 1/1 inci maddesinde, satışı yapılan malları aynen veya işlendikten sonra satışını yapanlar dışındaki kimselere satan veya aynı kimselere hizmet veren birinci ve ikinci sınıf tüccarların, bu Kanuna göre ödeme kaydedici cihaz kullanmak mecburiyetinde oldukları hüküm altına alınmıştır. Perakende ticaret veya hizmet ifasıyla uğraşan, birinci veya ikinci sınıf tacir olan mükelleflerin işletme ihtiyaçlarına uygun olarak birden fazla ödeme kaydedici cihaz almalarına ve bu cihazları 50 Seri No.lu Genel Tebliğde yapılan açıklamalar çerçevesinde vergi dairesine bildirmek suretiyle diledikleri işyerlerinde kullanmalarına bir engel olmadığından, mükelleflerin şube işyerlerinde kullanılacak ödeme kaydedici cihazların alımına ilişkin izin yazılarının, şube açılışına dair yoklama sonucu beklenilmeksizin verilmesi mümkün bulunmaktadır. C- Ödeme Kaydedici Cihaz Levhası Verilmesi Yoklamaların süresi içerisinde düzenlenmemesi nedeniyle mükelleflere kusur izafe edilemeyeceğinden, Serbest Muhasebeci... Devamı

e-beyanname ve bildirim cezası 31.12.2010 öncesi 6111 sa

2013-01-10 00:51:00

‎31.12.2010 saat 00,00 kadar elektronik ortamda verilmesi gereken her çeşit beyanname ve bildirimlerin (Form Ba-Bs gibi) verilmemesinden dolayı VUK Mük.355 göre sonradan kesilen/kesilecek özel usulsüzlük cezaları 6111 sayılı kanunun 4.maddesi kapsamına girmekte ve %75 silinerek %25 inin ödenmesi gerektiği bilinmelidir. Bu nedenle 31.12.2010 saat 00,00 kadar elektronik ortamda verilmesi gerektiği halde verilmeyen ve sonradan ceza tebligatı yapılan (örneğin tebligat bugün yapılsın) e-beyan cezaları bu kapsamdadır ve 6111 sayılı kanunun 4.maddesi kapsamında 6111 sayılı tebliğe ekli form Ek.5 formu verilmesi ve cezanın %75 inin silinerek kalanın ödenmesi gerektiğini unutmayınız. Devamı

SGDP Sosyal Güvenlik Destek Primleri hakkında

2013-01-10 00:47:00

1-01.10.2008 öncesi SGDP mülga 1479/70.madde gereğince 5 yıllık zamanaşımına tabidir ve 31.12.2012 itibariyle maalesef 2008 öncesi zamanaşımına uğramıştır. 2 --Ayrıca 01.10.2008 öncesi SGDP için 6183 sayılı kanunu geçerli değildir.1479/53 göre İcra İflas Kanunu uygulanabilir. ,3-01.10.2008 sonrasında SGK tarafından emekli maaşlarıdan kesinti yapılması mecbur olduğun (gerektiğinden) 01.10.2008 sonrası SGDP için Gecikme faizi tahsil edilemez. 4 4-Vefat eden emeklinin mirasçılarından SGDP kesintisi talep edilemez.     Yasa metinleri için bakınız ; mülga1479 ek madde.20, mülga 1479/53, mülga 1479/54, mülga 1479/70, 5510 geçici 14 (SGDP geçiş hükümleri hk) , 5510/108 (yürürlük madde)  Devamı

limited şirket

2009-01-03 00:45:00

LİMİTED ŞİRKETLİMİTED ŞİRKETİN KURULUŞUA.TTK.m.503 : Tarifiİki veya daha fazla hakiki veya hükmi şahıs tarafından bir ticaret unvanı altında kurulup, ortakların mesuliyeti koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile mahdut ve esas sermayesi muayyen olan şirkete Limited şirket denir.Ortaklar tarafından konulan sermaye için, anonim şirkette olduğu gibi hisse senedi çıkarılamaz.Limited Şirketler Sigortacılık ve Bankacılık yapamazlar; ancak Sigorta acenteliği yapabilirler.Limited Şirket dış ilişkilerde anonim ortaklığı, iç ilişkilerde ise kollektif ortaklığı içerir.Limited ortaklığın sermayesi nakit ve ayın olabilir. Ayın sermaye nakit olarak değerlendirilmek suretiyle ortaklık sermayesinde gösterilir. Emek ve ticari itibar, anonim ortaklıklarda olduğu gibi Limited ortaklıkta da sermaye olarak konulamaz.Limited ortaklıkta, ortaklık borcundan dolayı ortakların doğrudan doğruya icra aracılığıyla takibi olanaksızdır. Ortaklığın sermaye borcu varsa, bu borcu istemek yetkisi ortaklık organlarına, tasfiyede tasfiye memurlarına ve iflasta iflas memurlarına aittir.KARARLAR(1) Kira sözleşmesini, kiracı Limited ortaklığın sahibi ve müdürü imzalamış olmasına göre, bu kira sözleşmesi Limited ortaklığı bağlar.(YHGK.25.09.1985 E.1984/6-104, K.732).(2)Ortaklar sermaye borçlarını yerine getirmemiş ise, TTK.m.503 ve TTK.m.532’ ye göre, bu borçlarından sorumlu olurlar (Y.TD.13.11.1970-E.2138/K.4404).(3)Davacı, satış konusu malları ortaklığa teslim ettiğini ileri sürmesine göre, satış sözleşmesini kişisel olarak imza eden ortak sorumlu olamaz (Y.11.HD.09.09.1975-E.2320/K.4897).(4)Ortaklık müdürünün görevden doğan ücret alacağı iş mahkemesinde karara bağlanır (Y.11.HD.22.06.1981-E.3185/K.3187).(5)Dava, ortaklık aleyhine açıldığına göre, ortakların temsilci sıfatıyla adlarının dava dilekçesine yazılması bir fazlalıktan ibarettir (Y.11.HD... Devamı

SMMM-YMM Ücret Tarifesine göre KDV

2008-03-28 19:35:00

AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİNDEKİ ÜCRETE AYRICA KATMA DEĞER VERGİSİNİN EKLENMEMESİ GEREKİR. AYNI ŞEKİLDE 3568 SAYILI YASA KAPSAMINDA SERBEST MUHASEBECİLİK,SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLİK VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK ASGARİ ÜCRET TARİFESİNE AYRICA KATMA DEĞER VERGİSİNİN EKLENMEMESİ GEREKİR.   BU NEDENLE 29 ARALIK 2007 TARİH VE 26741 SAYILI RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN 3568 SAYILI YASA İLE İLGİLİ TARİFENİN NOTLAR BÖLÜMÜNDE Kİ “tarifedeki ücretler aylık olup KDV hariç tutarlardır” İBARESİ 3065 SAYILI KDVK’UN 20.MADDESİ İLE  ANAYASAYA AYKIRIDIR. USUL VE YASA AYKIRI OLAN BU İBARENİN İPTALİ GEREKİR. KONUYLA İLGİLİ EMSAL YARGITAY KARARLARI AŞAĞIDADIR.    3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanun’un 20.maddesinde ; Teslim ve hizmet işlemlerinde matrah, bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedeldir.Bedel deyimi, malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan veyahut bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamını ifade eder. Belli bir tarifeye göre fiyatı tespit edilen işler ile bedelin biletle tahsil edildiği hallerde tarife ve bilet bedeli; Katma Değer Vergisi dahil edilerek tespit olunur ve vergi müşteriye ayrıca intikal ettirilmez.   T.C. YARGITAY Dördüncü Hukuk Dairesi Esas No    : 2004/07298 Karar No   : 2004/00852 Tarih         : 07.02.2005   AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİ KATMA DEĞER VERGİSİ ÖZET: Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde belirlenen ücrete ayrıca Katma Değer Vergisi eklenmesi usul ve yasaya aykırıdır. Davacı N.İ. ve Z.İ. vekili Av. N.G. tarafından, davalı K.H. vd. a... Devamı

Haksız ihbar ve şikayetler ile manevi tazminat

2008-03-28 11:56:00

HAKSIZ İHBAR VE ŞİKAYET İLE MANEVİ TAZMİNAT   www.turkhukuksitesi.com ndan alınmıştır. 1-TAHMİN VE BENZETMEYE DAYALI OLARAK YAPILAN ŞİKAYETLER HAKSIZDIR.Öncelikle şikayet hakkının Anayasal bir hak olduğu ve hukuken korunduğunu belirtmek gereklidir. Ancak tüm haklarda olduğu gibi bu hakkında kötüye kullanılması halinde hukuken bir koruma olmadığı gibi şikayet edilen açısından yine Anayasa ile koruma altına alınan kişilik haklarının ihlali söz konusu olacaktır.Bu durumda, bir şikayetin hukuk sınırları içinde olup olmadığının tayini için bazı kriterlerin bilinmesi gereklidir ve bu kriterler Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiştir. Yargıtay Dördüncü Hukuk Dairesi 08.03.1988 tarih ve 9920 Esas,2217 sayılı kararında da belirtildiği üzere gerek bilimsel ve gerekse yargısal görüşlerde benimsenen fikre göre eğer ihbar ve şikayette bulunan kimse, elinde şikayetine konu edeceği olayın vukuuna delalet edecek ciddi ve inandırıcı kanıtları bulunmadığı halde,sırf tahmin ve benzetmeye dayanarak yada vasat düzeyde bir kimsenin dahi yeterliliğini tartışabileceği kanıtları yeterli sayarak ....bir suçlama ile şikayet yoluna gitmiş ise bu kişinin davranışında aşırılığın, hukuka aykırılığın ve ağır kusurun varlığını kabul zorunludur. Bu durumda da elbette HAKSIZ ve sorumluluk doğuran bir şikayet söz konusu olacaktır.Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 06.03.2002 tarih ve 11734 esas,2512 sayılı kararında ; ...........şikayeti haklı gösterecek küçük bir delil ve emarenin bulunmadığı durumda şikayet hakkının kötüye kullanıldığının kabulünün gerektiğine” ilişkin kararı ile Yargıtay Dördüncü Hukuk Dairesi 07.04.1989 tarih ve 10406 Esas,3213 sayılı kararında ; “Davalının ortada hiçbir emare bulunmaksızın sadece kendi tahminine ve zanna dayanarak başvuru hakkının kullanması aşırı bir davranış niteliğinde olup,bu durumun davacının kişisel haklarını zedelediği için onun (şikayet edilenin) manevi tazminat istemini haklı kılar.” Şeklinde ki içtihatlarda aynı konuya temas etmekte... Devamı

Bilirkişilik

2008-01-29 22:31:00

- Hakimlerin teknik sahalarda uzman olmalarına imkan yoktur, hüküm verebilmek için delil muhtevasının öğrenilmesi gerekir, bu nedenle hakim, diğer delillerle birlikte çoğu kez bilimsel ve teknik bilgilere de ihtiyaç duyar. Muhtaç oldukları bu teknik ve bilimsel bilgilerin uzman olan kişi ve kurumlardan sağlanması yoluna gidilir. - Bilirkişi olay hakkında bilgi sahibi değildir. Onun katkısı teknik sahadaki istişari yardım, neticesi itibariyle hakimi aydınlatmaktadır. Çünkü hakim, kendi teknik bilgisi ile delil muhtevasını öğrenemez. - Bilirkişi, düşüncesine değil, delillerin değerlendirilmesine vasıtadır. Bu istişari niteliği nedeniyle hüküm veren hakimleri bağlamaz, çünkü bilirkişilerinde yanılmaları mümkündür. Şüphe ve tereddüt halinde hakim, aynı bilirkişiyi yahut tayin edeceği diğer bir bilirkişi görevlendirebilir düşüncesine başvurabilir (CYU. Yasasının 76/1. maddesi) - Sanığın şuurunun tetkiki (madde 66/4, 74) otopsi ve ölümün adli muayenesi (madde 79) zehirlenme şüphesi halinde incelemeler (madde 83) ve sanığın işlediği suçun farik ve mümeyyizi olup olmadığına ilişkin belli bir ilmi ve tekniği ilgilendiren, özel bir bilgiyi gerektiren incelemeler dışında hangi hallerde bilirkişiye başvurulacağı belirlenmemiştir. - Bilirkişiler için kabul mecburiyeti olmamakla beraber CYU. Yasasının 68. maddesinde ifade edilen resmi bilirkişiler, kendilerine verilen görevi yapmaya mecburdurlar. - Her türlü delille karşı karşıya gelen hakime muhtevanın tayininde yardımcı olmak ve onu inandırmak durumundadır. - Nitekim, Adli Tıp Genel Kurulu'nun görevlerini belirleyen 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunun 15. maddesinin birinci bendinde öngörülen "ihtisas Kuralları ve ihtisas Daireleri tarafından verilip de mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklarca mahiyeti itibarıyla kanaat verici nitelikte bulunmayan ve Adli Tıp Genel Kurulu'nda görüşülmesine lüzum görülen işlere" bakacağına ilişkin hüküm de başka türlü yoruma yer veremeyecek şekilde açıktır. - Hakim, hangi husus... Devamı

Sahte Fatura konusunda danıştay kararları

2008-01-29 22:12:00

           Vergi Dairesinde mükellefiyet kaydı bulunan kişiler tarafından usulüne uygun olarak düzenlenen faturaların yanıltıcı belge niteliğinde olduğu yolunda tespit yapılmadan geçersiz olduğu kabul edilemez. (Danıştay 4.Daire E: 1992/837 K:1992/4981 Karar Tarihi : 17.11.1992)               Sahte fatura düzenleyenlerin bilinen adreslerinde bulunamamaları nedeniyle faturaların gerçeği yansıtmadığı kabul edilemez.(Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu  E: 1997/79 K:1998/296)               Sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlemek suretiyle komisyon geliri elde edildiğinin kabulü için hukuken geçerli ve yeterli tespit bulunması gerekir.  (Danıştay 4.Daire E: 2001/3793K:2002/3124 Karar Tarihi : 07.10.2002)               Faturaların gerçek bir hizmet karşılığı düzenlenip düzenlenmediklerinin belirlenmesi için, bedellerinin ödendiğine ve düzenleyenin hesabına girdiğine dair, ticari teamüle uygun kanıtlama yeterliliği olan, banka ve kasa mevcuduyla uyumlu geçerli belgeler de araştırıldıktan sonra sonucuna göre hüküm kurulması gerekir. (Yargıtay 11.Ceza Dairesi E: 2001/4883,K:2001/5847 Karar Tarihi : 28.05.2001)                Defter kayıtlarına mal alışı olarak kaydedilen sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı olduğu ileri sürülen faturanın gerçek bir mal alımı karşılığı düzenlenip düzenlemediği kaydi envanter yapılmak suretiyle tespit edilebilir.(Danıştay 4.Daire E:1997/3304, K: 1998/3842 Karar tarihi : 26.10.1998)               Bir faturanın gerçek durumu yansıtmadığının söylenebilmesi için, düzenleyenin ekonomik durumu, iştigal konusu,davacı kuruma satmış göründüğü emtia ba... Devamı

KOOPERATİFLERDE ESKİ YÖNETİM KURULLARININ SORUMLULUĞU

2007-09-20 20:52:00

Kooperatiflerde eski yönetim kurullarının mes'uliyeti.. Muzaffer Deligöz (1)  Kooperatif ve Anonim Şirketlerin Yönetim Kurullarında görev yapmış olanların Genel Kuruldan ibra almaları ile mesuliyetlerinin bittiği, bir daha ibradan önceki konuların ele alınamayacağı sanılır. Bu yanlışlığa “ibra” kelimesinin anlamı sebep olmaktadır. Gerçekten de “ibra” (ilgili hesap dönemindeki tüm işlemleri, ekonomik ve hukuki sonuçları itibariyle onaylama.) (2) (Temize çıkarma, kurtarma, bir şeyden uzaklaşma) (3) anlamlarına geldiğinden, “ibra alanlardan geçmişe dair hesap sorulamayacağı; zannedilir.Biz, “İbra”nın hukukumuza göre ne anlama geldiğini Yüksek Yargıtay kararlarına dayanarak açıklamak istiyoruz. Neticenin de, “ibra” alınmış olsa dahi, usulsüzlüklerin hesabının verilecek olduğunu belirtmek istiyoruz.Şimdi, Yönetim Kurullarının işleyebileceği suçları ve bunlarla ilgili Yüksek Mahkeme kararlarını inceleyelim: a. Zimmet suçu:Genel Kurulda ibra alınmış olmasının zimmet suçunu kaldırmayacağına, aşağıdaki Yargıtay kararı açıklık getirmektedir: “ Kooperatif Genel Kurulunun ..........tarihindeki geçmiş hesaplara ait ibra kararının hukuki sonuç dışında zimmet suçunun oluşmasına engel teşkil etmeyeceği gözetilmeden....” (4)C.Savcılığına yapılacak suç duyurusunda 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun : “Yönetim Kurulu Üyeleri ve kooperatif memurları, .....suç teşkil eden fiil ve hareketlerinden ve özellikle kooperatifin para ve malları, bilanço, tutanak, rapor ve başka evrak, defter ve belgeleri üzerinde işledikleri suçlardan dolayı “ Devlet Memurları” gibi ceza görürler.” Hükmü özellikle belirtilmelidir. (5)Zimmet suçundan dolayı zaman aşımı konusuna gelince;“İhtilasen zimmet suçunun cezanın azami haddi itibariyle T.Ceza Kanununun 102/2. maddesinde öngörülen 15 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğu..” (6) belirtiliyor.İşlemlerde ihtilâs/zimmet suçu var ise, bu kon... Devamı

Anonim ve limited Şirketlerde Toplantı usül ve kararları

2007-09-20 19:43:00

GENEL KURUL TOPLANTILARI Anonim Şirketler A-Toplantı zamanları   a-Olağan genel kurulu : Anonim şirketlerde olağan genel kurul toplantısı her hesap dönemi sonundan itibaren 3 ay içinde yapılır. Buna göre hesap dönemi takvim yılı olan şirketlerde toplantılar yılın ilk 3 ayı içinde, özel hesap dönemi olan şirketlerde ise, hesap döneminin bittiği günü izleyen ilk üç ay içinde yapılır.     b- Olağanüstü genel kurulu :     Anonim şirketlerde genel kurulun olağanüstü olarak toplanmasının belli bir zamanı yoktur. Şirket için olağanüstü genel kurul toplantısının yapılmasını gerektiren durumların ortaya çıkması halinde yetkili organlar tarafından davet edilir. Ancak, şirket anasözleşmesinin değiştirilmesi amacıyla yapılacak olağanüstü genel kurul toplantıları anasözleşme değişikliği izninin alındığı tarihten sonra anasözleşme değişikliği işlemlerinin tamamlanabileceği ve altı ayı aşmayacak süre içinde yapılır.    c- İmtiyazlı pay sahipleri genel kurulu:     Anasözleşmesine göre imtiyazlı payların bulunduğu şirketlerde, genel kurulun imtiyazlı pay sahiplerinin haklarını ihlal edecek tarzda anasözleşmeyi değiştirmeye veya şirket sermayesini artırmaya karar vermesi halinde, Kanunun 389 ve 391 inci maddelerine göre genel kurul kararlarını görüşmek amacıyla sadece imtiyazlı pay sahiplerinin katılımıyla yapılan toplantılardır.    d- Kuruluş Genel Kurulu     Anonim şirketlerin tedrici surette kurulması halinde esas sermayenin tamamına iştirak edildikten ve pay bedelleri ödendikten sonra on gün içinde kurucular tarafından davet olunur.  Şayet kurucular... Devamı

A4 KAĞIDINA DEFTER TASDİKİ

2007-09-20 19:41:00

TASDİKİ ZORUNLU DEFTERLERİN A4 KAĞIDINDA TUTULUP TUTULAMAYACAĞI    1- GİRİŞ Bilindiği üzere Vergi Usul Kanununun 220. maddesinde sayılı defterlerin yine VUK Md.220 ilâ 226. maddelerinde belirtilen esaslara göre tasdik ettirilmesi mecburidir.  Yasal defterlerin süresi içinde ve uygun bir şekilde tasdik ettirilmesi,  yasal kayıtların süresi içinde tasdikli yasal defterlere kaydedilmesi, tasdikli defterlerin arka yüzlerinin kullanılmaması ..v.b. hususlar vergi uygulamasında çok önemli bir yere sahip olup, söz konusu yasal yükümlülüklerin yerinde ve zamanında yerine getirilmemesi mükellefleri sadece vergi mevzuatı açısından değil Türk Ticaret Kanunu, Sosyal Güvenlik Mevzuatı..v.d. yasal mevzuat açısından da zor durumda bırakacak konulardır.  Teknolojideki gelişmelerin muhasebe uygulamalarına olan etkisi sonucunda uygulamada  genellikle yasal kayıtlar sürekli form ya da müteharrik yapraklı defter olarak adlandırılan bilgisayar kağıtlarına işlenmekte, bu formlarda noterlerde onaylatılmaktadır. Çalışmamızda yine teknolojik gelişmelerin muhasebeye yansımasını oluşturan bir konu olarak yasal kayıtların tasdik ettirilen A4 kağıtlarına kaydedilmesi konusunu işlemeye çalışacağız.   2- YASAL MEVZUAT Yukarıda da belirttiğimiz üzere defterlerin tasdiki konusu VUK’nun 220, 221, 222, 223, 224, 225 ve 226 maddelerinde ele alınmıştır. Konumuz gereği özellikle önem arz eden maddeleri aşağıda belirtmenin faydalı olacağını düşünüyoruz.   Konu: Tasdike Tabi Defterler Madde No        220 Kapsam           Aşağıda yazılı defterlerin bu bölümdeki esaslara göre tasdik ettirilmesi mecburidir: 1. Yevmiye ve envanter defterleri; 2. İşletme defteri; 3. Çiftçi işletme defteri; 4. İmalat ve İstihsal Vergisi defterleri; (Basit İstihsal Vergisi defteri dahil) 5. Nakliyat Vergisi defteri; 6. Yabancı nakliyat kurumlarının hasılat defteri; 7. Serbest... Devamı

Mükellefin terk etmesi halinde İndirilemeyen KDV Gider Yazılabil

2007-08-11 11:17:00

Soru  : Mükellefiyetin terk edilmesi halinde, terk tarihinde üzerimizde kalan ve indirim yoluyla giderilemeyen katma değer vergilerini gider yazabilirmiyiz ? Cevap 3 065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 29 maddesinin 2 nci bendinde "Bir vergilendirme döneminde indirilecek katma değer vergisi toplamı, mükellefin vergiye tabi işlemleri dolayısıyla hesaplanan katma değer vergisi toplamından fazla olduğu takdirde, aradaki fark sonraki dönemlere devrolunur ve iade edilmez." hükmüne yer verilmiş olup; aynı maddenin 3 üncü bendinde ise "İndirim hakkı vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabilir." hükmü yer almaktadır. Ayrıca,aynı Kanunun 58 inci maddesinde; "Mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan Katma Değer Vergisi ile mükellefçe indirilebilecek Katma Değer Vergisi, Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahlarının tespitinde gider olarak kabul edilmez." hükmüne yer verilmiştir.   Öte yandan, işin terk edilmesi halinde işini terk eden mükellefler, mevcutlarını terkten önce satış vb. yollarla tasfiye ettikleri takdirde teslim bedeli üzerinden, mevcutlar tasfiye edilmemişse, işletmeden çekiş göstererek Katma Değer Vergisi Kanununun 3/a maddesi gereğince emsal bedeli üzerinden vergi hesaplayıp beyan etmek zorundadırlar. Hesaplanan bu vergilere rağmen indirilemeyen katma değer vergisi kalırsa, indirim yoluyla giderilemeyen bu vergilerin gelir ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider veya maliyet unsuru olarak göz önüne alınması mümkün bulunmaktadır.   ... Devamı

DAVA AÇMA VE İTİRAZ SÜRELERİ

2007-08-11 11:03:00

CUMHURİYET SAVCILARININ TEMYİZ SÜRELERİ : 1- Aynı Yargı alanındaki asliye ceza mahkemelerinin kararlarına karsı tefhimden itibaren bir hafta (CMUK 310. m.), 2- Aynı Yargı alanındaki sulh ceza mahkemesinin kararlarına karşı temyiz süresi tefhimden itibaren 1 ay (CMUK 310 m.), 3- Üst savcıların mülhakat mahkemelerinin kararlarına karşı temyiz süresi tefhimden itibaren 30 gün (825 sk 28/2 m.), 4- İcra Tetkik Mercii kararlarına karşı temyiz süresi tefhimden itibaren 7 gün (İİK. 353. m.), 5- Nüfus davalarında verilen kararlarda tebliğden itibaren 15 gün (HUMK 432/1 m.).CEZA HUKUKU : 1- Tefhim veya tebliğden itibaren bir haftadır (CMUK 310 m.). ÖZEL HUKUK : 1- Temyiz süresi tebliğden itibaren onbeş gündür (HMUK 432 m.), 2- 8/1/1943 tarih ve 4353 sayılı Kanuna tabi kamu kuruluşları hakkında otuz gündür. (HMUK 432 m.) İDARE HUKUKU : - İtiraz - 1. İdare ve vergi mahkemelerinin tek hakimli olarak verdiği nihai kararlara, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine itiraz edilebilir. 2. İdare ve vergi mahkemelerinin tek hakimli olarak verdiği nihai kararlara karşı tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde itiraz edilebilir. 3. İtiraz, temyizin şekil ve usullerine tabidir. 4. Bölge idare mahkemesi evrak üzerinde yaptığı inceleme sonunda, maddi vakıalar hakkında edinilen bilgiyi yeter görürse veya itiraz sadece hukuki noktalara ilişkin ise veya itiraz olunan karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise işin esası hakkında karar verir. Aksi halde gerekli inceleme ve tahkikatı kendisi yaparak esas hakkında yeniden karar verir. (Ek cümle: 5/4/1990 - 3622/15 md.) Ancak, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan itirazı haklı bulduğu veya davaya görevsiz hakim tarafından bakılmış olması hallerinde kararı bozmakla birlikte dosyayı geri gönderir, bölge idare mahkemesinin bu kararları kesindir. 5. Bölge idare mahkemesinin kararları kesindir; temyiz yoluna başvurulamaz. 6. Tek hakimli mahkemede hüküm veren... Devamı